Tarife Dışı Engeller ve Türkiye Ekonomisine Etkileri

Uluslararası ticaret ülkelerin ihtiyaçları ve çıkarları doğrultusunda, mal ve hizmetlerin ithalat ve ihracatı ile gerçekleştirilmektedir. Ülkelerin ürün ve hizmetlerin maliyetleri nedeniyle veya üretimi yapabilecekleri hammadde ve teknolojiye sahip olmamaları nedeniyle dış ticarete yöneldikleri görülmektedir. Hızlı bir şekilde küreselleşen dünya ekonomisinde ülkelerin bir kısmının serbest ticareti savunduğu görülürken, bir kısmının da dış ticarette korumacı politikaları savundukları görülmektedir. Serbest ticareti savunan ülkelere göre karşılaştırmalı üstünlüklere göre mal ve hizmet üretiminde uzmanlaşmanın daha verimli olacağı savunulmaktadır. Ticarette korumacı politikaları savunan ülkeler ise ülke içindeki endüstrileri korumak için dış ticaret gerekli önlemleri almanın son derece önemli olduğunu ileri sürmektedirler. Buna ek olarak, korumacı politikalar aracılığıyla ülke ekonomisinin daha fazla zenginleşeceğini de savunmaktadırlar. Söz konusu ülkeler arasındaki yaşanan bu karşıtlık devam ederken, küreselleşmeyle birlikte ülkeler birbirleri ile çok daha yoğun bir şekilde ticaret yapmaya başlamışlardır. Ülkeler tarafından küresel ticaret hacminin arttırılması amacıyla 1948 yılında Gümrük Tarifeleri ve Ticaret Genel Anlaşması (GATT) anlaşması imzalanmıştır. Daha sonra Gümrük Tarifeleri ve Ticaret Genel Anlaşması (GATT)’ nın yerini Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) (1995) almıştır. Söz konusu ülkeler tarafından oluşturulan bu iki oluşum amaçları arasında uluslararası ticareti kısıtlayan önlemlerin ortadan kaldırılmasıyla küresel ticaret hacminin artması ve serbest ticaretin benimsenmesi yer almaktadır. Bu çerçevede dış ticarette korumacı politikaları savunan ülkeler alternatif korunma önlemleri almaya başlamışlardır. Ülkelerin gümrük tarifelerine alternatif olarak kullanmaya başladıkları bu korunma politikası araçları ise tarife dışı önlemler olarak ifade edilmektedir. 

İthalat yasakları, ihracat sübvansiyonları ve kotalar gibi uygulamalar ülkelerin tarifler aracılığıyla ithalatı doğrudan kısıtlamak yerine, türlü sebeplerle dolaylı olarak ithalat yapmalarına engel olan politika araçlarıdır. Bu çerçevede ticareti engellemeye yönelik araçların yalnızca ithalatın yanı sıra ihracatı da kısıtlamaya yönelik oldukları görülmektedir. Literatürde görünmez engeller olarak ifade edilen tarife dışı korumacı araçlar ise ithalatı kısıtlayan araçlar arasında gelişimi ve olası muhtemel etkilerinin ortaya konulması en zor olan araçlardır. Görünmez engel uygulamaları, uygulandığı ürünün niteliklerine göre biyolojik ve fiziksel standartların oluşturulması ve söz konusu standartlara uygun olmayan ürünlerin ithalatının yasaklanmasına yol açan uygulamalardır. Görünmez engel uygulamaları bu yönüyle diğer araçlardan farklıdır. Bu standartlar sanayi ürünlerinde ve tarım ürünlerinde oluşturulmakta ve uygulanmaktadır. Görünmez engel uygulamalarına yönelik olarak oluşturulan standartlar bazı uluslararası anlaşmalar tarafından yasal bir zemine dayandırılmıştır. Fakat söz konusu uluslararası anlaşmalar gerekli durumlarda ülkelere belirlenen uluslararası standardın dışına çıkabilme olanağı da sunmaktadır. Böylelikle ülkeler türlü sebeplere bağlamak kaydıyla kendi standartlarını oluşturmaktadırlar. Bahsi geçen nedenler genel olarak arasında hijyen, insan sağlığı, hayvan sağlığı ve bitki sağlığı gibi kamu sağlığı ile ilgili hususlardır. Bu çerçevede kamu sağlığının söz konusu olduğu durumlarda bir ülke kamu sağlığına dayanan bir görünmez engel uyguladığında, asıl amacın kamu yararı mı olduğu yoksa o ürünün ithalatını kısıtlayarak ülkedeki sektörü korumak mı olduğu net bir şekilde anlaşılamamaktadır. Dolayısıyla genellikle görünmez engellere Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) de müdahale edememektedir. Özellikle 2008 krizinden sonra ülkelerin tarım ürünlerine yönelik kamu sağlığına dayalı düzenlemeleri artmıştır. Bu bağlamda tarım ürünlerinin uluslararası ticaretinin serbestleştirilmesi konusu, 2001 yılından itibaren devam eden ve sonuçlandırılamayan Doha müzakerelerinin en önemli kısmını oluşturmaktadır.

Tezin Tamamı